
Hassas Tasarım
6 Temmuz 2025
Yükselen Sesin Sessiz Çığlığı
25 Temmuz 2025Cemal Süreya, 1960’tan itibaren çıkardığı Papirüs dergisinin “Savran” köşesinde imzasız -ama üslûbuyla müellifini ele veren- yazılarıyla edebiyatın nabzını tuttu. “Dergiler” başlığı altında sadece o günün yayınlarını değil, bilhassa 50’lerde edebiyat gündemini belirleyen dergileri eleştirdi; ince eleyip sık dokuyarak… Bu kısa yazılardan birinde Yeditepe’nin,* dönemin dergi yayıncılığında tuttuğu yerin hakkını veriyor ancak asıl derdi, derginin yükselttiği çıtanın gerisine düşmesinin sebeplerini dile dökmek… Bu kısa yazıda edebiyat dergiciliğinin erbabından dönemin temsil gücü yüksek dergisi Yeditepe’ye sözü eğip bükmeden sıkı ayar veriliyor; bizler de payımıza düşeni alıyoruz.
*
Bir Dergi: Yeditepe
Orhan Veli kuşağının bölündüğü, sessiz ve alttan bir tartışma ortamına girdiği yıllarda çıkmaya başlıyor Yeditepe. Toplumcu sanatı öneren bir iki dergiyle birlikte Varlık’ın karşısına dikiliyor. Yeditepe’nin ilk sayılarında bu toplumcu yönsemenin yanısıra iki özellik daha görüyoruz: baskı, düzen titizliği ve plastik sanatlara, tiyatroya, sinemaya, müziğe yer veriş. 1950-1957 yıllarında Türkiye’deki sanat eylemi daha çok bu derginin sayfalarında bir akış kazanmıştır. (…) Varlık’tan kopmuş bulunan Garip’çiler Yeditepe’de toplumcu bir eleştiriyi şiirsel plana aktarırlar. Merkezde onlar vardır. (…) Bu dönemde Yeditepe’yi başta gelen dergilerden biri olarak görüyoruz. Oktay Rifat’ın, Melih Cevdet’in en güzel şiirleri bu dergide yayımlanmıştır; birçok yeni sanatçı onun sayfalarında gelişmiş, kimliğini bulmuştur: şiirde Nevzat Üstün, Metin Eloğlu, Edip Cansever, Cemal Süreya; hikâyede Muzaffer Buyrukçu, Tarık Dursun, Cengiz Yörük; eleştiride Memet Fuat. Çeviri şiirlerin en güzellerinin de Yeditepe’de yayımlandığı söylenebilir. Aragon’u, Paul Eluard’ı, Jacques Prévert’i, Langston Hughes’ü Türk okuruna tanıtan Yeditepe’dir. Uzun süre Yeditepe’de yazmak her yeni sanatçıda ayrıcalı bir duygu yaratmıştır. Ne var ki Yeditepe’nin on altı yıllık sanat serüveni içinde satışını hiçbir zaman 1500’ün üstüne yükseltemediğini, son yedi sekiz yılda ise düzenli bir şekilde tiraj kaybına uğradığını görürüz. Bunun birçok nedeni vardır:
- Yeditepe kendi okurunu tanıyamamıştır. Az sayfalı bir dergidir. Bu dar alanda yedi sekiz sanatla birden uğraşma tutkusuna girmiştir. Edebiyat, resim, heykeli tiyatro, sinema, müzik. Hatta mimarî. Edebiyata ayırdığı sayfalar baştanberi sınırlı olmuştur. (…) Oysa Yeditepe’yi bekleyen asıl okur, edebiyat okurudur. Bu bakımdan derginin kendi okurunu tam anlamıyla karşılamadığını, doyuramadığını söyleyeceğiz. (…) Hele tiyatro için, sinema için özel dergilerin çıktığı yıllardan sonra bir edebiyat dergisinin ağırlık noktasını bu alanlardan çekmemesi büyük bir yanlıştır bizce.
- G. Picon, (…) yaşamasını sürdüren dergilerin bir sanat eğilimine, bir eleştiri anlayışına ya da bir dünya görüşüne bağlı dergiler olduğunu söyler. Bizde de öyle. Antoloji niteliğindeki dergilerin daha çabuk yittiklerini görüyoruz. Hele bir derginin birkaç kez yüz değiştirmesi, yazar kadrosunu eskisiyle ilgisiz bir şekilde birkaç kez yenilemesi o dergi için büyük bir tehlikedir. Yeditepe bu tehlikeye razı olmuştur. Kuşak bölünmesinin meyvalarını tam toplayacakken yeni bir kuşağın ortaya çıkışıyla duraklamış, dipten eski görüşünü sürdürmek istediği halde İkinci Yeni’ye istemeye istemeye sayfalarını açmıştır. (…) Bir yüzü, bir niteliği kalmamış, böyle bir nitelik varsa da bulanıklığa batmıştır.
- Bir dergi önce deneme, eleştiri demektir. Şiirin, hikâyenin organı kitapsa, eleştirinin, denemenin organı da dergi olmalıdır. Yeditepe’de kitaba ayrılan sayfaların içinde deneme ve eleştiriye çok az rastlanmaktadır. Bu da derginin etkinliğini zaman içinde azaltmıştır. (…)
- Dergilerimizin hiçbirinin bir mutfağı yoktur. Yani temelde derginin kendi görüşünü, yorumunu belirten yazılara, ilerki sayılar için ön çalışmalar yapan bir hazırlığa özellikle eski yayın organlarında hemen hemen hiç raslamayız. Yazılar gelirse gelir ve dizgiye verilir. Editörün tavrı bir teknik sekreterinkinden farksızdır. Yeditepe’de bu nokta iyice kusur haline gelmiştir.
*Hüsamettin Bozok’un kurduğu Yeditepe, –Varlık’la beraber- 1950’lerin en güçlü edebiyat dergilerinden biridir. 1 Nisan 1950’de “Aylık Edebiyat ve Sanat Gazetesi” alt başlığıyla yola çıkan derginin yayın hayatı Mayıs-Haziran 1984’teki son sayısıyla noktalanır.
**İmzasız bu parça Papirüs dergisinin Ağustos 1966 tarihli 3. sayısından alıntılandı. Metnin özgün imlâsı korundu; sadece dergi isimleri italik yapıldı.
Zift
İşbu web sitesi ve tüm sayfaları Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa tabidir. Sitenin içeriğine ilişkin her türlü ses, görüntü, yazı içeren bilgi-belge, her türlü fikri ve sınai haklar ile tüm telif hakları ve diğer fikri ve sınai mülkiyet hakları Zift Sanat’a aittir.




