Yapay zekâ (AI) –ister mühendisi, sanatçısı, tasarımcısı, isterse diğer işbirlikçileri olsun- kim tarafından ortaya konulduğuna bakılmaksızın akıllarda kendiliğinden parlayan nadir kavramlardan biri. Son yıllarda bu parlaklık, farklı disiplinlerin metodolojik keşifleri ile sivrilirken sanat da kendi sınırlarını bu yenilikçi teknolojiler sayesinde zorluyor. Sougwen Chung, Refik Anadol ya da Lauren Lee McCarthy gibi cesur kâşifler bu cesaretin arka yüzünde açıklayıcı bir sisteme ve dokümantasyona sahip oldukları için yapay zekâ kavramı/etiketi kendi imzaları ile dengeli bir birliktelik sunuyor. Globaldeki deneysel kullanımlarda ise bahsedilen cazibe/parlaklık, sanatsal çıktıların altındaki çoğu imzayı eritip yok ediyor. İlerleyen sürecin bir noktasında bu kavrama kimin kabiliyeti ölçüsünde temas edeceğimiz meselesi, yapay zekâya yönelik ilgiyi daha olgun bir forma sokacaktır. Ancak bugün hâlâ bu kavramın kıyısından köşesinden nasiplenmiş işlerin çokluğuyla muhatabız.

İngiltere’nin kuzey şehirlerinden Leicester, etkileyici mimari yapılarının, göz alıcı çarşısının ve aktif futbol takımının yanı sıra şu sıralar yapay zekâ ve sanatı buluşturan bir festivale –Art-AI Festival– ev sahipliği yapıyor. [1] Festival, Leicester sokaklarında dolaşırken kendinizi sanat fakültesinin kampüsünde bulacağınız De Montfort Üniversitesi’nin Dijital Kültür bölümü profesörlerinden Tracy Harwood tarafından açıldı. Aynı zamanda festivalin kurucu ortağı olan Harwood’un çalışma alanı, teknolojik yeniliklerin sanatta, performans sanatında ve müzikte kullanımları, tasarım, insan ve yapay zekâ ilişkileri ve bunların biraradalığının kamusal alandaki karşılıkları gibi geniş bir alana işaret ediyor. [2] Sanat-Yapay Zekâ Festivali de Harwood’un araştırma alanı üzerine bir çatı oluşturacak genişlikte farklı teknolojileri disiplinler arası bir yaklaşımla çevreleyen işlerden oluşuyor. Bu yazı, Leicester sokaklarında dolaşırken bir sürprizle karşıma çıkan, festival içeriğinde önemli bulduğum ya da özellikle gidip gördüğüm birkaç işe dikkat çekmektedir.

Improbotics; Sahne sanatları, sanal gerçeklik ve yapay zekâ

Sanat-Yapay Zekâ Festivali geçen Mayıs ayında Improbotics şovu ile açıldı. Improbotics, teknolojik hâle getirilmiş doğaçlama bir komedi oyununu sanal gerçeklikle destekleyen (VR), tiyatro sanatçıları, komedyenleri, robotları, teknolojik ekipleri de kadrosunda dahil eden interaktif bir sahne şovu. [3] Oyuncular yapay zekâ robotlarının ürettiği içeriklerle oyunu dönüştürebiliyorlar -bu içerik yüz bin filmin altyazısından elde ediliyor- ve sonrasında diyaloglar bir tür geçerlilik testi için Turing testine sokuluyor. [4] Aktörlerin bazıları sanal mekânlarda bir araya getirilip yapay zekâ tarafından kontrol edilirken absürd iletişimlerinin nasıllığı da ayrı bir çıktı oluşturuyor. Improbotics’in o an orada yeni içerik üretip o içeriği etkileşime sokması ve farklı ortamlardaki iletişim biçimlerini yapay zekâ ile kontrol etme çabası hem yapay zekânın deneysel yolculuğunu besliyor hem de yenilikçi teknolojiler açısından geniş bir deneyim ortamı sunuyor. Bu yüzden Improbotics ekibi haklı olarak içinde bulundukları bu deneysel sürecin bilimsel tarafının altını ayrıca çiziyor.

Alice Hawkins ve III. Richard ile Yazışma

“Hello Lamp Post” işi kamusal alanları insan merkezli bir etkileşim platformuna dönüştürüyor. Bunu yaparken yapay zekâ kavramını Leicester’ın tarihsel arka planındaki ikonik figürlere teslim ederek kamusal alan işleriyle de başarılı bir entegrasyon sunuyor. Şehrin on altı farklı noktasında yer alan ve şehre kimliğini kazandıran figürler arasında heykeller, anıtlar, duvarlar, caddeler, alışveriş merkezleri ve müzeler var.

On altı noktadan birine denk geldiyseniz etrafınızdaki lamba direkleri ve korkuluklarda asılı olan QR kodunu telefonunuzda okutarak etkileşiminizi Chatbot aracılığı ile yazılı olarak başlatabiliyorsunuz. Bu yazılı mesajlaşma ağı sayesinde bulunduğunuz bölgede işe yarar yerel bilgiler edinebiliyor ve kendinizi “başarılı” bir diyalog içinde bulabiliyorsunuz.

Yoğun bir Leicester tarihi okumasından sonra ben III. Richard ve Alice Hawkins heykelleri ile konuşmayı tercih ettim. Hawkins heykelinin altında kendisine selam vermemle bana Leicester’ın yabancısı olduğumu yazması bir oldu. Heykele sırtımı dönünce bir iki mesajlaşmadan sonra benimle mesajlaşan kişinin/bot hesabın yazdıklarında Siri’nin sesini duymaya başladım. Yine de Hawkins’in benden daha geveze olduğunu ve diyaloğu daha çok “Hawkins” in yönettiğini söylemeliyim. İlk sorusu, “festival kapsamında başka hangi işleri gördüğüm”dü. Henüz gezmeye başlamadığımı söyleyince bana acımış olmalı ki (şimdilik acıyamadığını varsaymak istiyorum) “yapay zekânın aslında hayatımızın her alanını kuşatan teknoloji ailesinin bir üyesi olduğunu ve diğer işleri de görmemin bu yüzden iyi olacağını” İngiliz nezaketi ile tavsiye etti. Sonra “başka hangi yapay zekâ işlerini bildiğimi” sordu. Sinemadan bahsedip AlphaGO hakkında bir şeyler yazınca, “Güzel. Peki benim hakkımda ne düşünüyorsun?” diye sordu. “Leicester’ın en önemli figürü siz olmalısınız Alice Hawkins,” deyince de teşekkür etti. Yarım saatlik bir sessizliğin ardından ayrılması gerektiğini ama daha sonra yeniden yazışabileceğimizi ekledi. Buna inanarak aynı çevrede yer alan Newarke House Müzesi’nde kendisi hakkında bir belgesel seyrederken hemen yeniden yazdım Hawkins’e. Ancak gitmesi gerektiğini söyledi ve bir daha da kendisinden cevap alamadım.

Leicester Katedrali’nin önündeki meydanda yer alan III. Richard heykeli. Fotoğraf: Esra Bulut

III. Richard ise bir ‘small talk’ klasiği ile o gün havanın bulutlu oluşundan bahsederek girdi lâfa. Ama maalesef festival merkezli benzer/standart sorularla bana bir süre sonra Siri’nin işlevselliğini arattı. Yine de bölgesel birkaç basit soruya cevap verebilen, kamusal alanlara doğrudan işaret eden bu çalışma, hem şehrin kimliğini yerel düzlemde ziyaretçi ile etkileşime sokabiliyor hem de arka planda iyi bir veri toplayıcısı.

De Montfort Üniversitesi, UK Pavilion ve ArchXtonic

De Montfort Üniversitesi aynı zamanda Dubai Expo 2020’nin de en heyecanlı işbirlikçilerinden biri. Bunun en önemli nedeni, Es Devlin imzalı devasa bir yapay zekâ anıtı olan UK Pavilion‘un Dubai Expo 2020‘de sergilenmesi. [5] Ahşap koni şeklinde tasarlanan dev yapı, ziyaretçilerinden topladığı İngilizce ve Arapça kelimelerle yapay zekâ tarafından üretilen aynı dillerdeki kelimeleri harmanlayarak LED ışıklarla dairesel düzlemdeki ekranlarda şiirler yazıyor/üretiyor. Bu göz alıcı bina ile uluslararası mecrada varlık göstereceklerden biri olan De Montfort Üniversitesi, ArchXtonic işi ile Dubai’ ye bu festival kapsamında da dikkat çekmek istemiş olmalı.

ArchXtonic bir alışveriş merkezinin alt katında kimsenin dikkatini çekemeyecek kadar sönük bir yerleştirmeyle -alışveriş merkezinin güvenlik görevlisi ile birlikte bile çok zor bulabildiğim- bir dükkân kepengi üzerinde duruyordu. Çalışma dijital bir ekran üzerinde Leicester ve Dubai şehirlerindeki farklı mimarı üslûpları temsil eden görselleri harmanlayıp yapay zekâ yardımı ile bulanık ve üst üste geçişler sağlayarak kültürler arası eşsiz mimari peyzajlar üretmeyi hedefliyor. Hedefi bu kadar net olan bir işin basit bir video enstalasyonuna dönüşmesi, günümüzde her işin kenarına sokuşturulan yapay zekâ etiketinin bu çoklukta nasıl karşılıksız kaldığının iyi bir temsiliydi.

Post-disipliner sanat seçkisi ile performanslar, etkileşimli deneyimler, sanal gerçeklik işleri, enstalasyonlar ve bir dizi seminer içeren festival programında ayrıca yapay zekâ konulu AlphaGo ve Aşk (Her) gibi film gösterimlerine de yer veriliyor. Bu kadar disiplinler arası işin yapay zekâ başlığı altında Leicester sokaklarına yayılması şüphesiz Leicester’in gelecek planlarını bu festivalin çıktıları ile doğru orantılı olarak dönüştürecektir. Ama ortalama “yapay zekâ seyircisi”nin Leicester’a yerleştirilmiş kamusal alan işleriyle ne kadar tatmin olacağı tartışılır. Çünkü bu festival, yapay zekâ deyince görsel bir şölen içinde yuvarlanıp koşanlar, akışkan fraktallarla dans edenler, bedenlerinden ışık saçanlardan ziyade geliştiricileri için hem teorik hem de pratik anlamda deneysel bir seçki sunuyor. 


[1] https://www.art-ai.io/

[2] https://www.dmu.ac.uk/about-dmu/academic-staff/technology/tracy-harwood/tracy-harwood.aspx

[3] https://www.art-ai.io/programme/improbotics/

[4] https://improbotics.org/page/

[5] https://www.dezeen.com/2021/09/29/dubai-expo-2020-uk-pavilion-es-devlin/


0 yorum

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Arkadaşlarınızla paylaşın