Mimarhane Öğrenci Projeleri Ödüllü Seçkisi, Mimar Sinan Mühendisler Birliği (MSMB) çatısı altında faaliyet gösteren Mimarhane’nin düzenlediği yarışma sonucunda oluşturuldu. Tematik seçki, mimarinin, kentsel kimlik ve yer ile ilişkisi üzerinden nasıl yeniden temellendirilebilineceğini sorunsallaştırmakta. Bu sene ikincisi düzenlenen yarışma 10 Ekim’de sonuçlandı. Farklı üniversitelerden akademisyen ve serbest mimarlardan oluşan 11 kişilik jüri ve 10 raportör tarafından yapılan değerlendirmeler sonucunda 10 eşdeğer ödül, 20 sergileme ile toplam 30 proje, seçkide yer almaya hak kazandı. Çalışmalar, yarışmanın kent ve mimarlık gündemine bir şerh düşecek nitelikte olmaları açısından dikkat çekici görünüyor.

Aşağıdaki metin, seçkinin temasını oluşturan “yer”kavramı ile bağlantılı olarak yine, yeniden kent ve mimarlık meseleleri üzerinde durmaktadır.

*

Bugün mimarlık gündemi her zamankinden daha kalabalık: Doğal afetler, Covid-19 salgını günlerinde ve sonrasında kent ve mimarlık, yapay zekâ teknolojileri ile tasarım yöntemleri ve teknolojinin mimarideki göz kamaştırıcı görünürlüğü… Bir taraftan, çözülemeyen ve sürekli artan kentsel sorunlarla mücadele ederken, diğer taraftan söz konusu gündeme dair sorunların çözümünde kent ve mimarlık boyutu ön plana çıkıyor. Şaşırtıcı olmayan bir biçimde mesele, dönüp dolaşıp yeniden, daha yaşanılabilir bir kent ve mimarlığın nasıl olması gerektiği, kentsel kimlik, koruma/koruyamama ve “yer” ile kurulacak ilişki noktasında düğümleniyor. Salgın süreci, bugün hiç olmadığı kadar hızlı değişen ve dönüşen bir kentsel çevre içindeki uzun zamandır ihmal edilen bu meseleler ile beraber kent sorunsalına tekrar dönüp bakmayı gerektiriyor.

1 – Ahmet Can Oflozer, İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü, 4. Dönem “Höyük” Projesi,
(Kaynak: http://www.mimarhane.org/secki-2021-sonuclari/, 19.10.2021)

Kentsel kimlik ve yer ile ilişki, sadece tarihsel koruma ve toplumsal bellek çalışmalarının bir konusu olmaktan öte, kendine özgü ve çeşitlenebilir yerleşim, mekânsallıklar, ölçek ve toplumsallığa sahip bir Anadolu kentinin vasıfları olarak bugün yaşanılabilir bir çevrenin temel referanslarını içermekte. Kent toprağının bir spekülasyon aracına dönüştüğü ve küresel ekonomik angajmanlara bağlı olarak görünürlük vurgusunun arttığı günümüz kentlerinde, bu referanslar yerini, çoğunlukla, yığınlar için üretilen büyük ölçekli müdahalelere bırakmıştır. Kentsel yığışma, bir taraftan dönüşüm ve ulaşım odaklı projeler ile hızlı bir biçimde sübvanse edilmeye çalışılırken diğer taraftan çıkarılan yasalar ve imar afları, kentteki yığışmanın en önemli müsebbibi…

2 – Ertuğ Erpek, Orta Doğu Teknik Üniversitesi, 8. Dönem “Tasarım ve Yenileşme Akademisi” Projesi,
(Kaynak: http://www.mimarhane.org/secki-2021-sonuclari/, 19.10.2021)

Kent siluetleri değişiyor. Kent tarihi 2500 yıldan öncesine dayanan İstanbul’da yaşanan değişim, özellikle dikkat çekici. Türkiye’de en yüksek gayri safi milli hasıla miktarının toplandığı İstanbul, toplumsal yararı oldukça tartışmalı dönüşümlere en fazla ve en hızlı maruz kalan şehir aynı zamanda. “Mega projeler” olarak ifade edilen ulaşım çalışmaları başta olmak üzere Fikirtepe gibi yerleşim alanlarının dönüşümü, Ümraniye’de İstanbul Finans Merkezi, UNESCO dünya kültür mirası içinde yer alan tarihî yarımada’daki Galataport, Çamlıca Camii ve Çamlıca Televizyon Kulesi, Maçka Parkı’nda yapılan ondört katlı yurt binası gibi münferit ancak büyük imgesel uygulamalar, Maltepe’de olduğu gibi sahil dolguları ve yollar ile bina ölçeğinde devam eden irili ufaklı çalışmaların tamamı, tarihî İstanbul siluetini değiştiriyor. Bu, bir başka kent ve toplumsallık deneyimini ve bunun henüz/hızlı deneyimlenen sorunlarını da beraberinde getirmekte. Durum, maalesef Anadolu kentleri için de farklı değil.

3 – Süleyman Hilmi Karan, Sakarya Üniversitesi, 8. Dönem “Sosyal Konut” Projesi,
(Kaynak: http://www.mimarhane.org/secki-2021-sonuclari/, 19.10.2021)

Peki, yeni bir kent ve mimarlık mümkün mü? Yakın zamanlı uygulamalarda bu soruya verilen farklı cevaplar bizzat “görülebilir”. Rahmetli Turgut Cansever’in, Türkiye’de konuyla ilgili hem söylem hem de inşa düzeyinde ortaya koyduğu, münferit bir cevap olarak algılanmış (ya da böyle bir algıya mahkûm edilmiş) çalışmaları mevcut. Bugün bu soru Mimarhane tarafından gerçekleştirilen seçki aracılığıyla bir başka biçimde yeniden soruluyor ve Türkiye’deki akademiler, “yer” ve “kimlik” meseleleri üzerinde durup bir daha düşünmeye davet ediliyor. Kültürel, ekonomik, tarihsel, ontolojik, topoğrafik, teknik, teknolojik, toplumsal, psikolojik, mimari, kentsel vb. açıdan soyut ve somut birçok bilgi alanının etkisiyle şekillenen ve inşai nesne için biricik olan “yer” ve “kimlik” kavramlarının güncel kent ve mimarlık deneyimleri içindeki yeri nedir? Bu mesele nasıl ele alınabilir? Yeni artifaktlar üretilebilir mi? Dörtyüzün üzerinde projenin arasından seçerek oluşturulan seçki, yerleştiği bölgenin karakteri ile ilişki kurmayı deneyen özgün çalışmaları bir araya getirebilmek açısından önemli görünüyor. Bu yıl ikincisi düzenlenen yarışmanın devam etmesi; mesele ile ilgili farkındalık oluşturulması, tartışma zeminin gündemde tutulması, bu tür çalışmaların sayısının ve niteliğinin arttırılması bakımından teşvik edici olacaktır.

4 – Zainab Adil Ahmed Ahmed, Bursa Uludağ Üniversitesi, 6. Dönem “Müze” Projesi,
(Kaynak: http://www.mimarhane.org/secki-2021-sonuclari/, 19.10.2021)

* Bu metnin bir bölümü, Mimarhane Öğrenci Projeleri Ödüllü Seçkisi 2020’nin ardından, Arredamento Mimarlık dergisinin Kasım-Aralık 2020 tarihli sayısında yayımlanmıştır.


0 yorum

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Arkadaşlarınızla paylaşın